Oğlum

Bugün hepimiz için zor bir gün oldu…

Bir yaşına girecek olan, Didim’den neredeyse her iki gözünü de kaybetmişken bizimle yaşama devam eden oğlumuzun görebilme ihtimali ameliyatı vardı… Tam bir senedir beklenen ameliyat.

Hayatımda hep bir hayvan bulundu, kaplumbağa, civciv, balık, tavşan…. Ancak son yaklaşık 16, 17 sene hep kedilerle…

Rabiş’im 17 sene önce sokaktan kelimenin tam anlamıyla beni seçen bir kedi olarak resmen koynuma girdi. O esnada Siyam cinsi erkek bir kedimiz vardı, hayatta ikinci bir kedi düşünmezken, bu güzel kız zorla yavaş yavaş hayatımıza girdi . Pati ( Siyamımız) annemin, Rabiş ise benimdi. Benim kızımdı…

Hayatımda bir gün çocuğum olursa hep Rabiş gibi olmasını diledim ; alımlı, cilveli, şımarık, sevgi dolu, merhametli ve akıllı… Tam bir cimcime… Çocuğum olmadı ama Rabiş’im oldu… Bana çok şey öğretti bu kız, sabretmeyi, sevmeyi, susarak konuşmayı , merhameti… hatta kedilerle konuşmayı da öğretti diyebilirim.

Kedilerle olan bu garip diyaloğum nedeniyle olsa gerek hep karşıma hasta, yaralı veya yavrular çıktı… Son iki yavrumun vedası ise bende adeta tramvaya neden oldu…

Umut ve Karam…

Küçücük bedenleri ile kocaman sorunlarla mücadele eden meleklerim. Hala onları düşününce boğazım düğümleniyor. En son 2 sene önce kaybettiğim Karam sonrası yaşadığım üzüntü o kadar yoğundu ki yavru kedilerden kaçtım. O zaman da yaşadığım üzüntüyü Rabiş kızım, sevgisiyle sarmıştı.

Derken geçen sene de beni ayakta tutan kızım gitti…

Hayat işte, ne kadar uzak durusan dur olacağa engel olamıyorsun… Kucağımızda verdi son nefesini. Biliyorum sevildiğini hep bildi kızım… ve biliyorum sevdi de

İşte Oğlum da ailece Rabiş’in yokluğuna alışmaya çalıştığımız zamanlarda çıktı karşımıza.

Babam aradı tatilden ve bana yanlarına gelmem gerektiğini söyledi, “yeni doğmuş bir kedi var, bir gözü kan içinde onunla ilgileniyorum ama sanki pek şansı yok” dedi.

Hasta, bakıma muhtaç ve her an veda edebilecek bir yavru en son isteyeceğim şeydi…Ama kıyamadık, bakmazsak öleceği kesindi, tek gözü gitmiş avuç içine sığan bir şey…. Bakılmazsa diğer gözü de gidecek… Tatil yöresinde bulabileceğimiz en iyi veterinere götürmeye çalıştık ve hayatın cilvesi olsa gerek orada veteriner Ankara’ya döndüğümüzde kedimizi Ankara’da göz konusunda en iyi olan veteriner olan HS götürmemizi önerdi. HS Rabişi de gözü için götürdüğümüz veterinerdi (Rabiş yaşından ve şekerden dolayı aniden 2 gözünü birden kaybetmişti)

İşte Oğlum böyle geldi girdi aileye… Bakıma , ilgiye muhtaç bir can…

Ve doğumundan tam 11 ay sonra, evimizin neşesi, manyak kedisi… Oğlum

Evet o benim Oğlum, onun canı yandığında benim ciğerim parçalanıyor, o bağırdığında dünyayı yıkasım geliyor.

Doğurmama gerek var mı? Bir çocuktan ne farkı var türü dışında!

Bizimle , sağlıkla yaşa Oğlum, hayat mücadelesinde biz hep yanındayız. Pembe tüğsüz göbişten , garip bir karakterli delikanlıya dönerken olduğu gibi son nefese kadar ❤️

Ve bugün yeniden bir aile olmanın ne demek olduğunu farkettim. 3’ümüz de Oğlum’un yanındaydık. Birbirimize de destek olduk. Umarım bu zor geceyi de güzel biçimde atlatarak ,hızlıca iyileşme sürecimize geçebileceğiz.

Ps: Rabiş’im yanımızda olduğunu biliyorum kızım, seni çok seviyorum anneciğim ❤️

Bu oğlan yoğurtlu semizotu yiyen bir manyak 😛

Yorum bırakın